Yazılı Tahliye Taahhüdü; İmzanın Gücü!

Yazılı tahliye taahhüdü ile kiracı; belirli bir tarihte, taşınmazı tahliye edecek olduğunu imza ile taahhüt etmektedir. Eğer kiracı; bu taahhüdüne rağmen kiralananı tahliye etmiyorsa, ev sahibi bu taahhütnameye dayanarak taşınmazın tahliyesini talep edebilecektir. Fakat yazılı bir tahliye taahhüdü ile belli bir tarihte çıkacağının garantisini ev sahibine vermek isteyen kiracı, kiraya veren talep etmediği müddetçe de taahhüt ettiği tarih geldiğinde kendiliğinden taşınmazı tahliye edemeyecektir. Burası kendi içerisinde bir paradoks gibi görünse de tahliye taahhüdünün kiraya verene “tahliye talep etme hakkı veren “ bir imkan olduğunu hatırlatmak gerekecektir.  Örneğin; bir yıllık kira sözleşmesi imzalamış olan taraflar arasındaki kira ilişkisinin, sürenin sonunda yenilenmeyecek olduğu, kiracının imzaladığı yazılı tahliye taahhüdü ile  desteklenmişken ve bir yılın sonunda kiracı evi tahliye etmemiş kiraya veren de tahliye talep etmemiş ise bu halde kira akdi aynı koşullarda bir yıl daha uzamış kabul edilecektir.

Tahliye Taahhüdünün Geçerliliğine Değinmek Gerekecekse de; Kanun Koyucu açıkça, kiracı tarafından verilen bu taahhüdün kiralanan taşınmazın kendisine teslim edilmesinden sonra verilmiş olması şartını aramıştır. Yani kiracı; eve 2024 yılının Ocak ayının 25’inde girdi fakat kira sözleşmesi bundan bir hafta sonra imzalandı örneğinden gidecek olursak; 1 Şubat’ta kira sözleşmesi imzalayan kiracı, aynı tarihte (01/02/2024)tahliye taahhüdü de verebilecektir. Çünkü tahliye taahhüdünün kiracının kiralananı teslim aldıktan sonraki bir tarihte imzalaması yeterlidir, kira sözleşmesinin imzalandığı tarihten sonraki bir tarihte  değil.  Yani kiralananın kendisine teslim edildiği tarihte tahliye taahhüdü veren kiracının bu taahhüdü geçersiz olacaktır. Fakat uygulamada; kiracının eve taşındığı tarih çoğunlukla kira sözleşmesinin imzalandığı tarihle aynı olduğu için (aynı olmadığı hallerin de ispatı zor olduğu için) kira sözleşmesi ile aynı tarihte imzalanmış tahliye taahhütleri de  geçersiz sayılmaktadır.

Özellikle son yıllarda; hiç tarih atılmadan ev sahibine teslim edilen imzalı tahliye taahhütlerinin, tarihlerinin sonradan doldurulmak sureti ile de olsa geçerli kabul edildiğini görmekteyiz. Bu işleyiş emlakçıların sıklıkla uyguladığı bir yöntem haline gelmiş durumda. Öyle ki; ev sahibini hiç görmeden emlakçı vasıtası ile ev kiralayan kiracının acil olarak eve ihtiyaç duyması ve de evi tutmazsa kaybetme olasılığının bulunması sebepleri ile çoğu kez kendisine hızlıca imzalatılan kontrat dökümleri ile birlikte bu taahhütnameleri de imzaladıklarını görüyoruz. Bize göre; kanun koyucu, tahliye taahhüdünün imzalandığı tarihin, taşınmazı teslim aldıktan sonraki bir tarih olması gerektiği şeklindeki tutumu; kiracının bir anlık aciliyet ile karar verebilme olasılığını gözeterek kiracıyı korumak istemesi, sözleşmenin diğer tarafı olan kiraya verenin, kiracının bu durumundan aşırı yararlanmasının önüne geçmek istemesidir. Bu durum; tıpkı kredi çekmek için bankaya başvuran kişilerin okumadan imza atmak zorunda kaldığı sayfalar dolusu metinler karşısında kanun koyucu tarafından korunmasına benzetilebilir. Bize göre; kiracıyı da korumak isteyen kanun koyucunun boş tahliye taahhütlerinin sonradan tarih atılmak sureti ile doldurulmasının geçerli kabul edilmemesi gerekmektedir. Fakat bu durum; beyaza imza atılarak verilen tahliye taahhütnamesinin kiracının, ev sahibince tahliyesinin istenebilecek olmasına açıkça rıza göstermiş olması şeklinde kabul görerek bu şekilde verilen taahhütlerin geçerli kabul edilmesi ile sonuçlanmaktadır.

Kiracı olan okuyucularımıza; tarih belirtmek sureti ile tahliye taahhüdü imzalamalarını, ileri bir tarih göstererek taahhütname imzalamamalarını, konut veya çatılı iş yeri sahibi olan okuyucularımıza ise; kiracılarından almak istedikleri tahliye taahhütnamelerini, tarih belirtilmemiş olsa bile kira sözleşmesi ile aynı tarihte imzalatmamalarını tavsiye ederiz.

Kira ilişkileri, hukukun çizdiği sınırlar içinde karşılıklı hoşgörüyle sürdürüldüğünde, iki taraf için de keyifli bir ortaklık haline gelir. Unutulmamalıdır ki; kira ilişkisi, her iki tarafın da birbirinin hakkını gözettiği, saygı ve empati temelinde hareket ettiği sürece güzelleşir. Doğru bir yönlendirme ve hukuki bilgi taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda kritik role sahiptir. Hem kiracılar hem de kiraya verenler için adil ve anlayış yüklü bir ilişki temenni ederiz…

Av. SEDANUR TURAL

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir