Türk Çocuk Adalet Sistemi, 8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişikliklerle önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Anılan kanun değişikliğiyle adli süreçteki çocuklara(önceki tabirle; suça sürüklenen çocuklara) uygulanacak ceza miktarları ve yaptırım rejiminde yeniden düzenlemeye gidilmiş olmakla birlikte; bu çalışmamızda ceza miktarlarından ziyade, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na yeni eklenen 5/A maddesi kapsamındaki “yönlendirme tedbirleri” ile bu tedbirlerin Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesiyle entegrasyonu ve çocuğun üstün yararı çerçevesindeki hukuki yansımaları ele alınmıştır.
Çocuk, toplumun sadece geleceğini değil, bugününü de temsil eden; fiziki, ruhsal ve sosyal bakımdan özel olarak korunması gereken hassas bir öznedir. Bu nedenle çocuk adaleti; klasik ceza hukukunun cezalandırıcı ve öç alıcı mantığından tamamen ayrılarak, çocuğu suça sürükleyen(şimdilerde “adli süreçlere yönelten” demekteyiz) etkenleri ortadan kaldırmayı, korumayı ve topluma yeniden kazandırmayı amaçlar. Türk Hukuk Sistemi’nde bu anlayışın somutlaşmış hali olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarını güvence altına alırken “çocuğun üstün yararı” ilkesini tüm süreçlerin merkezine koymaktadır.
Kanun’un mevcut hali korunan 5. maddesinde; danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi klasik “koruyucu ve destekleyici tedbirler”, çoğunlukla çocuğun aile ortamında desteklenmesini ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasını hedeflemekteydi. Ancak değişen sosyal dinamikler, dijitalleşen dünyanın getirdiği riskler ve çocuk suçluluğundaki niteliksel dönüşümler; yalnızca koruyucu değil, aynı zamanda çocuğu aktif olarak topluma kazandıracak, sorumluluk bilincini geliştirecek ve yapıcı yönlendirmelerde bulunacak yeni hukuki mekanizmaları zorunlu kılmıştır.
İşte bu ihtiyacın bir sonucu olarak mevzuata eklenen 5/A maddesi (Yönlendirme Tedbirleri), ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından çocuklara özgü müstakil birer güvenlik tedbiri olarak ihdas edilmiştir. Geleneksel koruyucu tedbirlerin ötesine geçen bu yeni düzenleme, onarıcı adalet anlayışını sahayla buluşturan beş temel yönlendirme mekanizması getirmektedir:
Yönlendirme tedbirleri
Madde 5/A- (Ek:8/8/2026-7593/9 md.)
(1) 5 inci maddede düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin(Danışmanlık tedbiri, Eğitim tedbiri,Bakım tedbiri,Sağlık tedbiri,Barınma tedbiri) yanında bu madde ile düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.
(2) Yönlendirme tedbirleri olarak;
- a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına,
- b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine açmaya, riskli olarak tanımlı bazı dijital mecralar, uygulamalar ve dijital platformlara erişimin engellenmesine,
- c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya,
- d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevre temizliği yapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılmaya,
- e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya, hükmedilir.
(3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.
(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
- Sosyal ve Toplumsal Hizmetler Tedbiri: Çocuğun Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler bünyesinde 20 ila 300 saat arasında psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görevler almasını öngörür. Amaç, çocuğu soyutlamadan sosyal hayatın ve sporun içine çekmektir.
- Dijital Risklerden Korunma Tedbiri: Günümüzün en kritik alanlarından birine temas eden bu tedbirle; çocuğun kullandığı dijital cihazlar bildirilerek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan 2 yıla kadar takip yazılımlarıyla denetime açılması ve riskli dijital mecralara erişiminin engellenmesi sağlanır.
- Kitap ve Kütüphane Tedbiri: Çocuğun kütüphane ve okuma salonlarında 20 ila 300 saat arasında görev alması veya belirlenen eserleri okuması hükme bağlanarak, kültürel ve zihinsel gelişiminin desteklenmesi hedeflenir.
- Çevreye Saygı ve Çevre Temizliği Tedbiri: Çocuğun park, bahçe, sahil gibi alanlarda çevre temizliği yapması veya ağaçlandırma/çiçeklendirme faaliyetlerine katılması sağlanarak toplumsal sorumluluk ve çevre bilinci kazandırılması amaçlanır.
- Bağımlılık Tedbiri: Tütün, alkol, uyuşturucu gibi madde bağımlılıklarının yanı sıra günümüzün büyük tehdidi olan “davranışsal bağımlılıklar” da kapsama alınarak, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay iş birliğiyle çocuğun tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini tamamlaması zorunlu kılınmıştır.
Sonuç olarak, 5395 sayılı Kanun’a kazandırılan 5/A maddesi; çocuğu pasif bir koruma nesnesi olmaktan çıkarıp, onu sosyal sorumluluklar, kamu hizmeti, eğitim ve dijital güvenlik çerçevesinde dönüştürmeyi hedefleyen yenilikçi bir yaklaşımdır. Klasik tedbirlerin eksik kaldığı noktaları tamamlayan bu yönlendirme tedbirleri, çocuk adalet sisteminde onarıcı ve iyileştirici işlevi güçlendiren önemli bir adımdır.
Belirtmek gerekir ki; kanun koyucu burada devlete sorumluluk yüklemiştir. Yönlendirici olan ve çocuğu azami düzeyde takip ederek topluma kazandırmayı hedefleyen yine devlet olmalıdır. Devletin aktif olarak tedbirlerin gereğini yerine getirmesi gerekliliği bu kanun maddesi ile de meclisin sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini göstermektedir.
08/08/2026 tarihinde kanuna getirilen önemli yeniliklerden bir diğeri ise; HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI PROSEDÜRÜNÜ düzenleyen 23. Maddeye eklenen 2. Ve 3. Fıkra hükümleridir.
HAGB Kurumunda Çocuk Odaklı Dönüşüm geliştirilmiş olup Yönlendirme Tedbirlerinin Denetimli Serbestlikle Entegrasyonu ve Zararın Giderilmesi İstisnası getirilmiştir.
5395 sayılı Kanun’a eklenen son fıkralar, adli süreçteki çocuklar bakımından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunu klasik ceza hukuku kalıplarından çıkararak çocuk adaletinin ruhuna uygun hale getirmektedir. Yapılan bu iki önemli düzenleme, uygulamanın tıkandığı noktalara doğrudan çözüm sunmaktadır:
- Yönlendirme Tedbirlerinin HAGB Yükümlülüğüne Dönüştürülmesi
Eklenen 2. fıkra ile, hakkında HAGB kararı verilen adli süreçteki çocuklar için 5/A maddesindeki “yönlendirme tedbirlerinin” denetimli serbestlik yükümlülüğü olarak uygulanması esası getirilmiştir.
Klasik HAGB uygulamasında çocuk, genellikle 3 yıllık denetim süresi (md. 23/1) boyunca şekli bir “suç işlememe” beklentisiyle baş başa bırakılmakta; bu süreç aktif bir rehabilitasyon veya rehberlik içermemekteydi. Yeni düzenleme ile hâkim; çocuğu sadece pasif bir denetim süresine tabi tutmayacak, çocuğun durumuna uygun olan sosyal hizmet, dijital risklerden korunma, kitap okuma, çevre temizliği veya bağımlılık tedbirlerinden birine veya birden fazlasına hükmedecektir.
Kurumsal İşbirliği: Bu yükümlülüklerin takibi ve infazı sıradan denetimli serbestlik bürolarının ötesine geçirilerek, 5/A maddesinde sayılan ilgili uzman kurumlar (Sağlık, Çevre, Gençlik ve Spor Bakanlıkları, BTK, Yeşilay vb.) eliyle yürütülecektir. Böylece denetim, bürokratik bir kontrol mekanizması olmaktan çıkıp aktif bir topluma kazandırma sürecine dönüşmektedir.
- Zararın Giderilmesi Şartına “Orantılılık” ve “Çocuğun Üstün Yararı” Esnetmesi
Eklenen 3. fıkra ise, HAGB kararının verilebilmesi için aranan en temel koşullardan biri olan “mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi” şartına çocuklar lehine esneklik kazandırmaktadır.
Uygulamada, çocukların ekonomik özgürlüklerinin olmaması veya ailelerinin maddi imkânsızlıkları nedeniyle, çok küçük miktardaki zararları dahi ödeyemedikleri ve bu yüzden HAGB imkânından yararlanamayıp ceza tehdidiyle karşı karşıya kaldıkları görülmekteydi.
Bu düzenleme ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın “az olması” durumunda, hâkime takdir yetkisi tanınarak zararın giderilmesi şartı aranmaksızın HAGB kararı verilebilmesinin önü açılmıştır. Bu hüküm, ceza hukukunun orantılılık ilkesi ile Çocuk Koruma Kanunu’nun 4. maddesindeki “hapis cezası ve özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin son çare olması” ilkesinin somut bir tezahürüdür. Maddi zararın azlığı durumunda, finansal bir engelin çocuğun geleceğini karartmasının önüne geçilmiştir.
Sonuç olarak, ceza alt ve üst sınırlarında yapılan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, Çocuk Koruma Kanunu’na kazandırılan yönlendirme tedbirleri ve denetimli serbestlik mekanizmaları; çocuğu cezalandıran değil, sorumluluk katarak topluma yeniden kazandıran modern ve iyileştirici bir çocuk adaleti sisteminin inşasında kritik bir rol üstlenmektedir.
Yapılan son kanuni düzenlemeler, suça sürüklenen çocuklara uygulanacak ceza miktarları ve yaptırım rejiminde de son derece köklü değişiklikler öngörmektedir; ancak bu çalışmanın odağını, ceza politikalarındaki niceliksel artışlardan ziyade, çocuğun üstün yararını ve topluma kazandırılmasını merkeze alan ‘yönlendirme tedbirleri’ ile HAGB müessesesini dönüşümü oluşturmaktadır.
Av. SEDANUR TURAL